Çağla KUBAT Fan Club
Forumu görebilmek için ÜYE OLUNUZ....

İYİ FORUMLAR
Çağla KUBAT Fan Yönetimi

Çağla KUBAT Fan Club

ÇAğla Kubat Fan Sitesi
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Şevket Çoruh Haberleri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:37 pm

Aslında o bir 'amele'
Ömer Vargı'nın İnşaat filminden bu yana merakla takip ettiğim bir oyuncu Şevket Çoruh. Bu filmde, amele Sudi rolüyle unutulmaz bir oyunculuk sergilemişti. Zaten bu rol ona üç ödül birden kazandırdı. Çoruh, sadece sinemaseverlerin değil, televizyon bağımlılarının da yeni favorisi. İki yıldır dizi yapımcıları peşinde; drama da uygun, komediye de... Üstelik iyi reyting yapıyor. Garibanı, tatlı serseriyi, kıroyu, zebaniyi oynamakta üstüne yok. Star TV'nin yaz dizisi Canın Sağolsun'da ise neşeli bir tip olarak karşımızda; kimi tavırları insana Turist Ömer'i hatırlatıyor.
Çoruh, her ne kadar şöhretle yeni tanıştıysa da aslında 16 yıl sahne tozu yutmuş bir oyuncu. Onunla oyunculuk serüvenini konuşmak istediğimi söyleyince hemen kabul etti. Üsküdar manzaralı bir kafede buluştuk. Bej keten gömlek, bej pantolon ve bej spor ayakkabılarıyla kafenin kapısından içeri süzüldü Çoruh; doğrusu çok afilliydi; yüzünde sımsıcak bir ifade belirdi, gözlüklerini çalımla çıkardı, masanın üzerine bıraktı. Boğaz manzarasını gözleriyle şöyle bir taradı. Girizgâh cümlelerine gerek kalmadan söyleşi aynen şöyle başladı ve devam etti:
Aslında yakışıklı olduğunuz halde bu kadar çirkin görünmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Vallahi özel bir şey değil, doğuştan. Yakışıklı olduğumu hiç düşünmedim, hatta jön denilmesinden de hep rahatsız oldum.
Kimler size 'jön' diyor?
Magazin basınının yakıştırması. Oyuncu, rolüyle güzelleşir. Çirkin insan yoktur, doğada çirkin hayvan yoktur, hepsinin bir estetiği vardır. 'Çirkin' bizim sınıflandırmamız. Bu, eski bir Yeşilçam tabiri. Birçok aktörü sokakta görseniz yüzüne bakmazsınız, ama sinema perdesinde seyrederken ne kadar çekici hale geliyorlar. Jean Paul Belmondo, Sean Penn, Javier Bardem... Sadri Alışık da ilk baktığınızda belki çok yakışıklı değildi, ama onun o içindeki güzeli yakalaması!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:37 pm

Turist Ömer vari haliniz nasıl oluştu?
Münir Özkul ve Sadri Alışık filmleriyle büyüdüm. Karşıma çıkan senaryolarda onlar vardı, çünkü senaristler de onlardan etkilendiler. Sempatik, İstanbul serserisi karakteri yazılıp önümüze gelmiştir hep.
Yüzünüz lastik gibi, an be an değişiyor, bu esnekliği nasıl sağladınız?
Annem terziydi, evimizde çok ayna vardı küçükken. O yüzden de ben kendi kendime aynanın önünde oyunlar oynardım, tek çocuğum zaten. Kendime başka başka karakterler yaratırdım aynanın karşısında. 10 yaşına kadar sürdü bu. Hep diyorum; bu benim doğam. Kendimi eğlendirmekle başlayan bir serüven. Terzi bir anne ile şoför bir baba. Benim çocukluğumda fazla oyuncak yoktu.

Röportajları duvara asılıyor
Dar gelirli bir ailedensiniz.
Evet, evet. Dar gelirliydik, ama mutluyduk. Dar gelirli, varoş çocuğu takıntısı yoktu ama. İstanbulluyum.
Doğu'dan gelmediniz mi?
Hepimiz Doğu'dan geldik aslında. Babamlar Kırım Savaşı'ndan sonra Üsküdar'a yerleşmiş. Ben dedemin okuduğu Taşmektep İlkokulu'nu bitirdim.
Tiyatrocu olmanız tesadüf mü?
Çocukken sinemaya, tiyatroya çok giderdik. Ortaokulda hocaların tavsiyesiyle sahneye çıktım ve bu işi yapmaya karar verdim. Lise sonrası Mimar Sinan Üniversitesi'ne bağlı konservatuvarın sınavına girdim ve kabul edilmedim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ne (MSM) devam ettim. Bizim dönemimizde konservatuvar daha itibarlıydı. MSM'de Müjdat Gezen, Savaş Dinçel, Mustafa Alabora, Füsun Demirel, Engin Cezzar, Kemal Sunal gibi Türk tiyatro ve sineması için çok önemli insanların elinde çırak olarak yetiştim açıkçası. Türkiye'de hâlâ usta-çırak ilişkisi geçerli. MSM, açıldığı günden itibaren -13. yılına giriyor- çok sayıda öğrenci yetiştirdi ve bunların hepsi burslu okudu. Açıkcası devlet konservatuvarında okumam çok zor olabilirdi, çünkü tiyatro okumak pahalı; birçok şey öğrenmek, çok kitap almak, çok film izlemek, sanatsal aktivitelere katılmak zorundasınız. Üniversite harçları da çok pahalı. Asgari ücretle yaşayan bir ailenin çocuğunun bir devlet konservatuvarında okuması çok zor, hele ailede birkaç çocuk varsa.
Babanız taksi şoförü müydü?
Dolmuş şoförü. Üsküdar-Kadıköy hattında çalışırdı.
İlk kez direksiyon başına o eski dolmuşlarda mı geçtiniz yoksa?
Yoo, aslında babam pek araba kullanmamı istemezdi, çünkü bizim ailede amcalarımın hepsi şoför, "Aman sen de mi şoför olacaksın?" derdi babam, o yüzden çok geç öğrendim araba kullanmayı.
Çocukken çevrenizde çok etkilendiğiniz tipler oldu mu?
İstanbul'un çok renkli yerlerinde büyüdüm. Aslında çevremdeki insanların hepsi benim kahramanlarımdı. Babamın lakabı 'Çıt çıt Selami'ydi, bir trafik kazasında kalbindeki mitral kapağı patlayınca kapakçık takıldı, o yüzden kalbinden 'çıt çıt' diye ses çıkıyordu. Karşı köşkte oturan İkbal Teyze de kahramanımdı. Selamsız'da çingene mahallesindeki arkadaşlarım da... Onlar sizi renkli hale getiriyor. Maltepe, benim mahallem, 14'ümden 24'üme kadar orada yaşadım; bir Çakır Meyhanesi vardır. Benimle yapılmış röportajları çerçeveletip duvara asarlar. Onlar hâlâ benim hayatımın içinde, özlüyorum. Onlardan kopmak gibi bir durumum yok. Yoksa başka türlü, içinizdeki coşkuyu ve heyecanı kaybedersiniz. En büyük handikap insanın hayallerini kaybetmesidir.
Yani 'Cihangir Cumhuriyeti'nin dalgın ve düşünceli aktörü olamadınız!
Hayır, olamadım. Bir yıldır Cihangir'de oturuyorum, ama şu anda kendimi Cihangirli hissedemiyorum. Bence, nereye giderseniz gidin sizin cumhuriyetiniz geçerlidir. Maltepe, balıkçı entelektüellerle aristokrat sarhoşlar arasında kenar mahalle gibi gözükmesine rağmen çok köklü, soylu ilişkilerin olduğu bir yer.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:38 pm

Kendini işçi olarak görüyor
Peki politik misiniz?
Tabii ki politik biriyim, ama bazen o tarafınızı unutup, hatırlamadığınız zamanlar oluyor. Bazen kendime çok kızıyorum, Anadolu'ya ait olduğumuzu, bu insanların topraklarında, onlar için film ve müzik yaptığımızı ilan ediyoruz. Oysa sadece cenaze törenlerinde bir araya geliyoruz. Toplumsal kitle örgütlerinin eylemlerine katılmayı özlüyorum, içimde böyle bir duygu da var. Bir şekilde birilerinin yanında, omuz omuza olmak...
Sizin kuşaktan bir Mehmet Ali Alabora politik bir tavır izliyor.
Onun yaptıklarını destekliyorum, savaş karşıtı eylemlerinde çok haklı ve doğru şeyler söyledi. Yaptığınız şeyi popüler kültürün içinden sıyırıp sadeleştirmeniz gerekiyor ki samimi olsun. Ustalarım da bana bunu böyle öğretti. Aziz Nesin'in çocuklarıyız bizler, böyle bir karşı, muhalif tavrımız olmalı.
Size yönelik bir eleştirim var; o kadar çok filmde, dizide yer alıyorsunuz ki... Nedir bu telaşınız? Hızla şöhret olmak, zengin olmak arzusu mu, çünkü bu telaş seçiciliği engelleyebilir.
Size katılıyorum. 1988'den beri oyuncu olmama rağmen 2002'de ancak bir film çevirdim. Aslında en genç, en verimli yıllarımı hiçbir şey yapmadan geçirdim. İlk defa Ömer Vargı, "Ben bu çocukla film çevireceğim," dedi. Sizi yapımcılar ancak televizyondan görüp buluyor. Kaç yapımcı tiyatro sahnelerine gidip, yetenek keşfediyor? Çok bekledim, çok direndim kötü işler yapmamak için. Bugün de artık bana talep var.
Bir rolü kabul etmenizin kıstası nedir?
Filmin, dizinin tutup tutmaması beni ilgilendirmez, içinde ben var olduğum zaman zenginleşebilecek bir şey ise, hikâye olarak beni heyecanlandırıyor ve yukarılara taşıyorsa yer alırım. Sultan Makamı ve İnşaat, benim yapmak istediğim işlerdi. Kokoreçci, kestaneci reklamında rol aldım, "Sana bir mail attım, aldın mı?" dedi herkes.
Canın Sağolsun dizisinde ne işiniz var mesela?
Projeyi eğlenceli buldum. Bir de ideallerim var, hemen yurtdışına çıkıp İngilizce öğrenmem lazım. Nakit sıkıntısı durumum vardı, bunun da karşılığı bunlardır. Almanya'dan bir teklif geldi, Yugoslav bir yönetmen Almanya'da bir film çekecek, hem Türkçe, hem Kürtçe, hem Almanca oynanacak. Yabancı dilin ne kadar gerekli olduğu hep yüzünüze çarpılıyor.
Savcının Karısı da çok parlak bir proje değildi.
İnanmayacaksınız ama Sultan Makamı'ndan daha çok reyting aldı, önümüzdeki yıl da devam ettirilmek istenen bir dizi, ama ben devam etmeyeceğim. Amacım eylülden sonra sinema filmlerine ağırlık vermek. Yine Ömer Vargı ile bir film yapacağız. Oyunculuğu işçilik olarak görürüm. Herkesin eline demiri verirsiniz, kim daha iyi işlerse. Asıl önemli olan o hammaddeyi yaratmak. Kendimi işçi olarak görüyorum. Oyuncu olmasaydım müzisyen olurdum. O notaların dili, sesler... Yazmak, beste yapmak yaratıcılıktır.
'Aktörüm' diye havalanmıyorsunuz yani.
Hiç tahmin etmediğiniz insanlar sizi çok şaşırtır; herkesin felsefesi vardır, tesadüfen bir felsefe öğretmeni, üç balıkçı ve bir yazarla meyhanede oturuyorduk. Felsefeci, balıkçıya "Sen ne anlarsın felsefeden," dedi. O da "Ne demek? Ayıp ediyorsun, felsefe şu rakı kadehini burdan kaldırıp, şu güzel dudaklara götürmek ve aradaki mesafeyi düşünmektir," diye karşılık verdi. Yani hayat bu! Hiçbirimiz farklı değiliz.

'Bir ayrılık hikâyesi'
Sizin için 'Cebi para görünce karısını aldattı,' diyenler oldu. Bu yorumun doğruluk payı var mı? Eşiniz oyuncu Günay Karacaoğlu ile aranız neden bozuldu, yoksa klasik bir aldatma hikâyesi mi?
Bir ayrılık hikâyesi bu, ama yazan tarafından böyle algılanmış, demek hayatındaki örnekler onu buraya sürüklemiş. Günay da ben de, insanlar da bunun böyle olmadığını biliyor. Biz çok erken evlendik, 22 yaşındaydım. Çok güzel seneler geçirdik birlikte ve bir şeyleri tamamladık birbirimiz için, aramızdaki o duygu tükenmişti. Kızımla beraber büyüdüm, büyümeye devam ediyorum.
Onu ihmal etmiyorsunuz?
Asla. En büyük keyfim onunla birlikte zaman geçirmek.
Başak Köklükaya ile bir aşk vardı aranızda, ama sizi birden bire terk edip gitti. Neden?
Bu soruya cevap vermeyeceğim, kusura bakmayın. (Uzun bir es)
Peki, şimdi Pamela Spence ile her şey yolunda mı?
Her şey çok aklı başında gidiyor, ama önemli olan... Benim aklım başımda, hayallerim düşüncelerim, bu tip şeylere takmıyorum artık.
Artık?
Bu bir olgunlaşma dönemi, hayat bir şekilde devam ediyor. Yarın savaş çıkabilir, ülke perişan durumda kalabilir, hiçbir kanal, hiçbir tiyatro kalmayabilir. Ben de kendimi başka bir iş yaparken bulabilirim. Yarın hastalanabilirim. Çok da hesaplı kitaplı yaşadığını iddia etmeden, namusunla, büyülerin ve hayallerinle yaşayıp gideceksin. Hayat o kadar derin, felsefi bir şey değil. Planlarınız diye bir şey yoktur.
Aşk hayatınızla ilgi bir soru sordum, pişman oldum. Yüzünüz alllak bullak oldu; korktum. Çok ağır yaşayan birisiniz.
Hayatımdaki her şeyi çok ciddi yaşarım. (Uzun bir es).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:38 pm

'Fırsat buldukça meyhaneye giderim'
Rakı masaları neden çeker sizi?
Her rakı masasında, açılan her kapakla beraber içindeki koku, rakının büyüsü, huzuru, tedirginliği insanların içinde farklı farklı adamlar yaratır. Onları tanımaya başlarsınız. İçinde değişik öyküler, yalanlar, masallar taşıyan insanlar çıkar ortaya... O masalı iyi dinlerseniz çok keyiflidir bir rakı masası. Fırsat buldukça meyhaneye giderim.
Birkaç kadeh sonrası sizin içinizden hangi masallar çıkar?
Çok kontrollü bir adam değilim, nasıl geliyorsa içimden öyle davranırım.
Mesela zırıl zırıl ağlar mısınız?
Tabii ki. Oyunculuk gard'lı olmayı kaldırmaz, başkalarına karşı duvarlarını ören insanlar oyuncu olamazlar. Hem su gibi duru olmalı, hem de kabına girebilmelisin. Kendini pahalı bir şişenin içindeki parfüm gibi tutarsan, dağılır gidersin, kokun dağılır. Su gibi renksiz ve kokusuz olursan daha iyi olur. Kendinle barışık olmalısın bir kere.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:38 pm

'Fırsat buldukça meyhaneye giderim'
Rakı masaları neden çeker sizi?
Her rakı masasında, açılan her kapakla beraber içindeki koku, rakının büyüsü, huzuru, tedirginliği insanların içinde farklı farklı adamlar yaratır. Onları tanımaya başlarsınız. İçinde değişik öyküler, yalanlar, masallar taşıyan insanlar çıkar ortaya... O masalı iyi dinlerseniz çok keyiflidir bir rakı masası. Fırsat buldukça meyhaneye giderim.
Birkaç kadeh sonrası sizin içinizden hangi masallar çıkar?
Çok kontrollü bir adam değilim, nasıl geliyorsa içimden öyle davranırım.
Mesela zırıl zırıl ağlar mısınız?
Tabii ki. Oyunculuk gard'lı olmayı kaldırmaz, başkalarına karşı duvarlarını ören insanlar oyuncu olamazlar. Hem su gibi duru olmalı, hem de kabına girebilmelisin. Kendini pahalı bir şişenin içindeki parfüm gibi tutarsan, dağılır gidersin, kokun dağılır. Su gibi renksiz ve kokusuz olursan daha iyi olur. Kendinle barışık olmalısın bir kere.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:38 pm

Şevket Çoruh ölümden döndü

Ünlü sinema ve tiyatro sanatçısı Şevket Çoruh, Beşiktaş'ta geçirdiği trafik kazasında ölümden döndü. Spor arabasıyla seyir halindeyken karşı yönden gelen servis minibüsüyle burun buruna çarpışan Çoruh hafif yaralandı. Merkez Komutanlığı'ndaki askerler tarafından araçtan çıkartılan Çoruh hastaneye kaldırıldı.
bu haber de sabah gazetesinden fakat eski.

16.08.2005 e ait
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:38 pm

Eski bir röportaj ...

--------------------------------------------------------------------------------

Bu başlık daha önce vardı ama bende bulamadım ..



Şimdiye dek genellikle komik adam olarak izleyici karşısına çıkan Şevket Çoruh, Savcının Karısı dizisinde kötü adam Ünal'ı canlandırıyor. Eski dönemin kapandığını söyleyen Çoruh, oyuncunun herşeyi oynayabilmesi gerektiğini söylüyor.

'Kestaneci' reklamıyla tanınan, ardından Yılan Hikayesi ve Sultan Makamı'nda Başak Köklükaya, Uğur Polat gibi isimlerle rol alan Şevket Çoruh, 13 bölümdür ATV'de seyirciyle buluşan Savcının Karısı dizisinde ise oyunculuk kariyerinde ilk kez olarak kötü adamı canlandırıyor.

Çoruh, Sultan Makamı'nın bir televizyon projesi olarak neden beğenildiğini şöyle açıklıyor, "Sultan Makamı Ali Ulvi'nin senaryosunu yazdığı, TV'de uzun soluklu devam eden ikinci projesiydi. Yönetmeni, senaristi ve oyuncularıyla çok özel bir işti. Bu tip işler 3, 5 senede bir defa gelen işlerden. Sırf benim için değil, o dizinin içinde olan herkes için çok önemli bir yer alacak bundan sonraki hayatlarında."
Çoruh dizinin entrikalara ve tesadüflere yol açmayan gerçek bir mahalle yaşantısı olduğunu belirterek, "Gerçek aile olgusu, parçalanmışlık, yoksulluk edebiyatı gibi bir çok şeyi içinde bulunduran bir yapısı vardı dizinin. Bu yüzden de insanların çok yakın bulduğu bir diziydi. O yüzden de başarılı oldu" diyor.
13 bölümdür Savcının Karısı dizisinde rol alan Çoruh, önümüzdeki sezon Sultan Makamı tarzında yeni projesi olduğu müjdesini veriyor. Sultan Makamı dizisinden önce rol aldığı ancak diziden sonra vizyona giren ve Çoruh'a pekçok ödül kazandıran İnşaat filmi, ardından Eğreti Gelin ve Anlat İstanbul filmlerinde rol alan Çoruh, ekranda olmanın sinemayı da etkilediği söyleyerek, "Tabiî ki bir şeylerin başka şeylere etkisi olacak. TV'de yaptığımız, tiyatroda yaptığımız işler de birbirini destekleyen bir şekil alacaktır" diyor.

TV KRİTER DEĞİL


Affet Bizi Hocam, Çiçek Taksi, Sevda Kondu gibi yapımlarda da rol alan Çoruh, ATV'de kısa bir süre yayınlanan Arapsaçı dizisinin de öyküsünü yazmıştı. Reyting alamadığı için dizinin yayından kaldırılmasını "Bunlar kanal politikaları" diyerek açıklayan Çoruh, "Yapacak bir şey yok, TV böyle, reyting alırsanız devam edersiniz, almazsanız etmezsiniz. Bu ticari bir döngü. Biz işin ekonomik kısmındayız" diyor.
TV için iş yapıldığında bunun çok hızlı tüketileceğini bilerek bu işe girildiğini söyleyen Çoruh, "TV'ye bir iş yaptığınız zaman hızlı tüketileceğini bilerek yapıyorsunuz. Benim için önemli değil" diyor.
Sultan Makamı gibi bir dizi mantığını, o kadar iyi oyuncu kadrosunu ve öyle bir senaryoyu bir arada bulabilmenin çok zor olduğunu söyleyen Çoruh, "Ama Savcının Karısı da, BKM'nin yaptığı, Sultan Makamı'nın yönetmeni Aydın Bulut'un yönettiği ve genç insanların oynadığı bir iş. TV'yi kriter olarak almak sağlıklı değil" diye konuşuyor.
Oyuncu olarak yaptığı her şeyin sorumluluğu olduğunu söyleyen Çoruh, "Seyircinin karşısına çıkıyorsunuz ve yaptığınız işten sorumlusunuz. Ama her yaptığınız işin aynı düzeyde olması imkansız, çünkü yazarına, içeriğine bağlı, ancak kendi projenizi yaparsanız bir garantiniz olabilir. Çünkü Türkiye'de oyuncular yalnız kendi istedikleri projeleri değil, yapımcıların aradığı şeyleri kabul etmek zorunda kalıyor" diye konuşuyor sözlerinin sonunda.

ÜNAL'IN KAŞI Şimdiye dek rol aldığı Yılan Hikayesi, İnşaat filmi ve reklamlarda komik adam tiplemesi çizen Şevket Çoruh, Savcının Karısı'nda 'kötü adam'ı canlandırmasını ise, "Artık bir oyuncunun her şeyi oynayabilmesi gerektiği bir dönemdeyiz. Eski dönem kapandı artık" diyerek anlatıyor. Çoruh dizide canlandırdığı "bir kaşı kalkık" Ünal karakterinin kaş hareketini ise, "Yalnızca Ünal karakteri için bulduğum bir şeydi. İnsanların hoşuna gitti. Ünal'ın karakteristik özelliği olarak tek kaşımızı kaldırdık" şeklinde açıklıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:39 pm

Hollywood'da oynamak gibi bir arzum yok

Onu ilk olarak ixir reklamındaki kestaneci olarak tanıdık. Ardından Yılan Hikayesi ile karşımıza çıktı. Birçok kişinin belleğinde ise Sultan Makamı'nın Sultan'ı olarak yer etti. Sinemada Anlat İstanbul'un Recep'i, Eğreti Gelin'in Hasan'ı, İnşaat filminin Sudi'si olarak izleyici ile buluştu. Oynadığı hiçbir karakter bir öncekinin gölgesinde kalmadı. Adeta her oynadığı rol ile izleyici yeni bir kişi ile tanışıyormuş hissine kapıldı. Canlandırdığı karakterler Şevket Çoruh isminin ve kişiliğinin gölgesinde kalmadan ön plana çıktı. Bunda Çoruh'un oyunculuğunun dışında ortalarda çok fazla görünmemesi önemli rol oynadı. Birçok oyuncu hayallerinin Hollywood'da oynamak olduğunu dile getirirken o böyle bir isteği taşımadığını ifade ediyor. Çoruh, en iyi bildiği şeyin bu ülkenin insanının hikayesini anlatmak olduğunu belirtiyor.

Biz sizi İxir reklamı ile tanıdık. Sonra güçlü projelerde yer aldınız. Fakat popüler biri olarak karşımıza çıkmadınız, bu sizin tavrınızın bir sonucu mu?
Biraz bulunduğum projelere dikkat ediyorum. İşimle var olmanın yanında sektörün içinde nitelikli, kaliteli bir yerde olmayı hedeflemek ile ilgili bir şey bu. Ben böyle bir yerde durmaya uğraşıyorum; dolayısı ile de ister istemez böyle bir sonuç çıkıyor karşımıza.
Televizyon dizilerinde oynadığınız rollerde hem iyi adamı hem de kötü adamı canlandırdınız. Oysa genelde bizde oyunculara hep aynı karakterin devamı roller sunulur. Bu sizin ikisini de çok iyi başarabilmenizden mi kaynaklanıyor?
Bunun fiziksel yapı ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bu sizin seçtiğiniz bir durumdur. Hep aynı rolü oynamak oyuncu için oldukça sıkıcı bir şeydir. Farklı karakterdeki insanları oynamak bir oyuncu için daha avantajlı ve keyifli. O yüzden de ben projeleri seçerken bu böyle oldu. Tabii yapımcılar da beni farklı roller için çağırdılar. Bu beni de şaşırttı zaman zaman.
Hem iyi karakteri hem de kötü karakteri oynarken sizde yok olmayan bir “bıçkın delikanlı” durumu var. Bu sizin yapınızdan mı kaynaklanıyor, yoksa rollere onu iyi mi giydiriyorsunuz?
Üsküdar’da büyüdüm. Sonuçta yetişme tarzım ve eğitimim neticesinde bu şekilde yaşamadım. Fakat bu jargonu gördüm; dolayısı ile de bu jargonu çok iyi bildiğimi söyleyebilirim. Bu şekilde yaşayan gözlemlenecek o kadar çok insan var ki çevrede.
Şu ana kadar hiç salon erkeğini oynamadınız.
Evet salon erkeği oynamak isterim, olabilir, evet düşünürüm oynamayı, gerçi Sultan kendi içinde bir salon erkeğiydi. Çok zor değil benim için salon erkeğini oynamak, ne demekse artık.
Genelde oyuncuların önünü bir rol açar ve daha sonra popülerleşirler. Sizin oyunculuk serüveninize baktığımızda bütün roller eşit duruyor, hiçbiri bir diğerinin önüne geçmiyor. Bu size sunulan rollerin aynı düzeyde olması ile ilgili bir şey mi?
Açıkçası bir rolle aktör ya da oyuncu olunabileceğine inanmıyorum. Ben konservatuvardan bu yana oyunculuk yapıyorum; ama asla oyuncu oldum demedim. Bu yüzden de farklı rollerde oynamaktan sıkılmam. Bir rol bittikten sonra diğerine başlarken katiyen korkmuyorum. Yeni oluşturduğunuz karakteri insanlara sevdirmek ve paylaşmak çok zevk veren bir şey. Her zaman tek çizgide olmanız isteniyorsa o zaman tehlike var demektir.
Şimdilerde televizyondaki bütün dizilerin konusu aşk üzerine kurulu. Gönül’de de bu var. Böyle bir durumda âşık adamı oynamaktan başka seçeneğiniz kalmıyor mu?
Sonuçta benim şu anda Gönül’de oynadığım karakter de minibüsçü, çok renkli dünyası var. Fakat elbette Sultan Makamı gibi bir dizi olsa ve ben de içinde yer alsam. Bunu isterdim.
Hem ağlatabilen hem de güldürebilen bir oyuncu olmanızdan ötürü sizi Münir Özkul’a benzetiyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Olabilir. Genç aktörlerin kaderi bu, geçmiş aktörlere benzetiliyorlar ve özdeşleştiriliyorlar. Bence Münir Özkul dünyanın en iyi aktörlerinden biri, ona benzetilmekten gurur duyarım; fakat kesinlikle onlara benzemek gibi bir kaygım yok. Yalnızca insanlar sevgilerini benzetmeler ile gösterdikleri için böyle sonuçlar çıkıyor ortaya, bunu da gayet normal karşılıyorum.
Mucizeler Komedisi’nde Şener Şen’i oyunculuk olarak geçtiğiniz söylendi. Bu şekilde karşılaştırılmak sizi mutlu etti mi?
Yok böyle bir şey. Aynı sahnede oynamaktan çok şey öğrendim. Aynı zamanda Şener Şen gibi bir usta ile tanışmak da bana gurur verdi. Benim hayatımda gördüğüm en sempatik oyunculardan biri, hem de çok iyi bir insan.
Size gelen projeler mi çok aklı başında, yoksa siz mi seçici davranıyorsunuz?
Seçici davranmaya çalışıyorum. Davranamadığımız zamanlar da oluyor. Sonuçta televizyondan bahsediyorsak reytingler sizin yaptığınız işin seyrini belirliyor. Siz istediğiniz kadar kaliteli bir iş yapın, eğer izlenmiyorsa beşinci bölümde film yayından kaldırılıyor. Böyle çok film sayabilirim size, sonuçta ticari bir iş.
Son dönemde çok kişi tarafından izlenmek sanki sinema filmlerinin de kalitesini belirler duruma geldi. Kurtlar Vadisi, Babam ve Oğlum, GORA gibi. Siz de Eğreti Gelin, İnşaat, Anlat İstanbul gibi sinema filmlerinde oynadınız. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Önemli olan sinemaya kaç kişinin gittiği değil, kaç kişinin mutlu ayrıldığıdır. Bir filmin iyi olması için nitelik önemlidir, seyirci sayısı değil. Artık şu hale gelmeye başladı, on milyon seyirci geldi, biz en iyi filmiz... Sonuçta böyle bir şey yok. Beş yüz bin kişi izledi Duvara Karşı’yı; ama Altın Ayı aldı, Uzak filmi öyle. Önemli olan niteliği. Tabii ki pazarlama da çok önemli bu işte. Türkiye’de bu sektörün gelişmesi için pazarlama yönünün de geliştirilmesi lazım.
Şimdilerde birçok oyuncu Hollywood’da oynamak istediğini dile getiriyor. Sizin böyle bir arzunuz var mı?
Böyle bir arzuyla ortaya çıkmak ne kadar doğru bilmiyorum. Hollywood’da bir film çekeyim gibi bir hayalim yok benim. Ben bu ülkenin hikayelerini anlatmak istiyorum. En iyi bildiğim şey bu toprakların hikayeleri. Ben de bunları yapmak istiyorum. Her şeyden besleniyorum.
Şu anda iyi oyuncuların yetiştiğine inanıyor musunuz?
Tabii ki oyuncu yetişiyor. Türkiye’de konservatuvarlar çoğaldı ve insanlar tiyatroya başka taraftan bakmaya başladılar. Tiyatro edebiyatı ile ilgilenmeye başladı. Şu anda 10’un üzerinde konservatuvar var.
Peki bu konservatuvarlarda ders verebilecek hocalar var mı?
Evet, ama bunlar oluşacaktır. Bazı öğrenciler oyunculuk yapmasının dışında okullarda hocalık yapmak isteyeceklerdir.
‘Popüler olmak kaçınılmaz; ama esas olan işin niteliği’
Yeni çıkış yapan oyuncular medyanın odağı haline gelir. Medyada yer almıyorsunuz. Onlar mı sizinle ilgilenmiyor, yoksa siz mi uzak duruyorsunuz?
Yalnızca popüler olmak gibi bir derdim, sorunum yok. Medyanın aradığı, sürekli röportaj yapmak istediği, saçma sorular sorup cevaplar aldığı bir insan olmak istemiyorum. Ben halkı aydınlatacak ne söyleyebilirim, televizyona çıkıp röportaj yapan insanlar öyle şeyler söylemeliler ki örnek olmalılar. Onun dışında başka bir şey yok, işimi yapıyorum. Yani yaptığımız iş bu, bunun dışında da bir şey değiliz. Dersimi veriyorum, tiyatroda yeni arayışlar, yeni şeyler yapmaya çalışıyorum, sinema ile ilgili hayallerim var. Bunlarla da medyanın çok ilgilendiğini düşünmüyorum. Aslında ne yaptığını bilen aklı başında insanlarız.
Kimilerine göre geniş kitlelere ulaşmak için çok da ayağa düşmeden popüler olmak mubah bir yol.
Bizim yaptığımız iş sinema ve sinema ile seyirciye ulaşıyoruz. Dolayısı ile seyircinin beğenisi de popülerliğinizi oluşturuyor. Doğrudur bir popülerlik olur. Bunun devamlılığı vardır ve ben bunu işimin belirlemesini isterim. Beni bunun dışında popüler yapacak ne var ki, eğer sizin ekstra bir çabanız yoksa. Bir de bu trend meselesidir. Bir rolü çok başarılı yaparsınız, arkasından bir iş gelir. Mesela Sultan’dan sonra Kubilay gelir. Bu alışıldık bir rutindir, temel olan şey yaptığınız iş ve hayatta duruşunuz, sanata bakışınız. Popüler elbette olunur ki bu bizim sektörde kaçınılmaz; ama yaptığınız işin niteliği çok önemli.
Tiyatro oyuncususunuz ve sizin gibi birçok tiyatrocu da TV dizilerinde yer alıyor. Fakat her zaman popüler bir isim ile birlikte. Mesela şu anda Gönül’de Gülben Ergen var. Bu kaçınılmaz bir şey mi?
Yani bu bir talep, yalnızca sizin verebileceğiniz bir karar değil. İyi oynuyorsa ki Gülben Hanım da işini iyi yapan biri. İyi yapıyor ve profesyonel tutumunun dışında bir durum yok. O zaman bir problem de yok; ama bir disiplinsizlik, yaptığı işe bir saygısızlık varsa bunu söylerdim.
Sayı:15Bölüm:Röportaj
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
harmless.girl
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 1177
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 25
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Geri: Şevket Çoruh Haberleri   C.tesi Eyl. 12, 2009 9:39 pm

Şevket Çoruh da sanat için kadın oldu

İnşaat, Eğreti Gelin, Anlat İstanbul gibi son dönemin sevilen filmlerinde başrol oynayan Şevket Çoruh rol gereği kadın kılığına girdi. 'Canın Sağolsun' dizisindeki rolü için üç saat süren makyajla kadın olan Çoruh, esprileriyle set ekibini eğlendirdi. Bugüne kadar tiyatroda birçok kez kadın kılığına girdiğini anlatan Çoruh, kadın kılığına girmek istemediklerini açıklayan türkücülere atıfta bulunarak 'Oyuncunun kuralları olmaması gerekir. Türkücülere tavsiyem kadın olmaktan korkmasınlar. Hiçbir şeyiniz değişmiyor. Bu bir oyun' diye konuştu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://caglakubat-fan.yetkin-forum.com
 
Şevket Çoruh Haberleri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Çağla KUBAT Fan Club :: Çağla Kubat Projeleri :: Arka Sokaklar :: Oyuncular :: Şevket Çoruh(Mesut)-
Buraya geçin: